Bir zamanlar dedikodu kahvehanelerde, mahalle aralarında, sıra beklerken fısıltıyla yayılırdı. Şimdi ise elimizin altında bir mucize var: WhatsApp ve Telegram grupları. Modern çağın dijital dedikodu kazanları, enformasyon çöplükleri, linç arenası ve tabii ki kahraman yaratma fabrikaları.
İlk başta masum başlar her şey. “Ailemiz için” diye kurulan grup, üç gün sonra babanın, amcanın, halanın paylaştığı doğruluğu meçhul zincir mesajlarla dolar. “Bu haberi yayalım, herkes duysun, çok önemli!” başlığıyla gelen bir mesajda, İsviçreli bilim adamları yine bir şeyler keşfetmiştir ya da Japonlar 40 yıldır soğanı yanlış doğramaktadır. Ve sen, doğrulamaya üşenirsin çünkü teyze “kesin doğru” demiştir.
Telegram grupları ise bir başka dünya. Açıkçası biraz daha karanlık bir köşe. Her türlü konuda uzman (!) kişilerle doludur. Ekonomi mi? Enflasyonu FED değil, Mahmut Hoca belirliyor. Sağlık mı? Asıl tedavi avuç içi masajıyla olurmuş. Siyaset? Zaten “hepiniz kandırılıyorsunuz.”
Gruplarda bilgi değil, duygu paylaşılır. Ama sadece iki duyguya izin vardır: öfke ve korku. Ne zaman biri makul bir şey yazsa, bir başka üye “sistemin adamı” etiketiyle linç başlatır. Objektiflik, bir nevi hainliktir.
Tabii bu gruplar sadece dezenformasyon değil, aynı zamanda “pasif agresif sanat galerileri”dir. Kimi zaman bir mesaj atılır: “Bazı insanlar grup kurar ama sonra mesajlara bakmaz bile…” Kime söylendiği belli değildir ama herkes üstüne alınır. İçten içe gerilim tırmanır, ama kimse gruptan çıkmaz. Çünkü çıkmak, savaştan kaçmak gibidir. Onur meselesidir.
Gruplarda demokratik oylamalar da yapılır. “Arkadaşlar sizce pikniğe nereye gidelim?” sorusu yöneltilir. Sekiz kişi cevap vermez. İki kişi öneri yapar. Sonuç? Sessizlik. Üç gün sonra admin kendi kararını dayatır. Demokrasi, dijital ortamda da halkın susarak yöneticiyi desteklemesidir.
Ama en önemlisi: bu gruplar bir manipülasyon laboratuvarıdır. İnsan nasıl yönlendirilir, nasıl kutuplaştırılır, nasıl etiketlenir? Deneyler her gün canlı olarak yapılır. “Kimin tarafındasın?” sorusuyla başlayıp, “Bizden değilsen düşmansın”a evrilen bir sürecin içinde bulursun kendini. Algılarla oynanır, gerçeklik eğilir bükülür, ama grupta herkes “uyanmış” gibi davranır.
Ve sen… sadece kedili bir GIF atmak istemişsindir.
Sonuç olarak: WhatsApp ve Telegram grupları, 21. yüzyılın mikrososyal tiyatrolarıdır. Herkes bir rol oynar, kimse sahneyi terk etmez. Gerçekler esnetilir, duygular köpürtülür, manipülasyon ise alkışlarla sahneye çıkar. Hepimiz oradayız. Kimimiz seyirciyiz, kimimiz figüran. Ama en önemlisi: hepimiz oyuncuyuz.
Kapanış mesajı mı?
“Bu mesajı 5 kişiye gönderirseniz, manipülasyondan korunacaksınız.”








